Sen ve Ben
Dedi ki; bir araya gelemeyiz, sen ve ben yani ikimiz… Sevilmeyecek bir kadın değilsin ama aradığın adam da ben değilim. Acımasız da diyebilirsin, düşüncesiz de ama yüreğim tut dese de elini; aklım kurcalayıp duruyor geçmişte kimleri sevdiğini!
Birkaç replik çalmıştı eski Türk filmlerinden kalma… Arama, dedi son defa. “Sakın bir daha arama…” Canımı daha az yaksın diye, siyah-beyaza boyadı son sahneyi. Çünkü bilirdi siyah-beyaz yaşanan aşklara ne çok imrendiğimi. Bu yüzden gidişine beyaz, bana siyah kalmıştı. Gerçekliğine inanayım diye tüm sahici sözlerini kullandı. En sonunda da “ayrılmalıyız” dedi. “Seni seviyorum ama sana aşık değilim. Üstelik aşık olsam da kafamdan silemem ki geçmişte bir başkasını sevdiğini…”
Suçlu bir çocuk gibi kalakaldım ve gözyaşlarıma set çeksin diye duygularım, kendimi karaladım.
Haklısın, dedim. “Ben böyleyim, benden değişmemi bekleyemezsin. Zamanı gelince çekip giderim, demiştim ya. Bak son repliği sana söylettim yine. Biliyorum, parmağına bol gelen bir hayaldi benim ki işte…”
Dedi ki; bir araya gelemeyiz, sen ve ben yani ikimiz… Bir düşün; sen ve ben hiç bir arada olabilir miyiz? Hele de senin gibi yüreği ağzından taşan biriyle… Olur muydu? Ona göre olmazdı işte. Bana göre olurdu ama; o, buna cesaret edemedi işte…