Anasayfa | Künye | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
    Anket
    YENİCE'YE HALK BANKASI AÇILSIN MI?
    EVET
    HAYIR
    En Son Videolar
Yazı Karakteri Boyutu:
   
10 Şubat 2010 Çarşamba 21:57
  Serdar AKÇA
  
Hepimiz Âdemin çocuklarıyız
Doğarken hiç birimize hangi milletin mensubu olarak doğmak istersin, hangi dili konuşmak istersin, hangi kara parçası üzerinde yaşamak istersin diye sorulmadı. Bırakın bu kadar geneli hangi anne babanın çocukları olacağımız bile sorulmadı. Yaratıldık. Allahın takdir ettiği millete mensup olarak, takdir ettiği dili konuşarak ve takdir ettiği kara parçası üzerinde. Anne babamızın kimliği de bu takdirin bir parçası. İlk yaratılan insan Hz. Âdem (as) ve Hz. Havva annemiz. Tüm insanlık nesli bu iki insandan çoğaldı. Yani kim ne kadar köklerini araştırırsa araştırsın son nokta burası. Bu noktada ırkınızın da, damarlarınızda taşıdığınız kanında bir anlamı kalmıyor.
 
Ancak Hz. Âdem neslinde Habil ile Kabil arasındaki yol ayrımında bir tercih zorunluluğu ortaya çıkıyor. Hak veya batıl. Bizler bu noktada tercihini haktan yana kullanmış ve bu dairenin içinde toplanmış insanlarız. İşte bu ortak paydada buluşan herkes kardeşimizdir. Aynı dairenin içerisinde farklı millete mensup olmamız, farklı dili konuşmamız ve farklı coğrafyalarda yaşamamız tanışıp bilişelim diye yaratıcımızın takdiridir. Bu takdirin farkında olmak yeryüzü imtihanın sırrının da bir parçası. İmtihanın final sorularının arasında hangi milletten olduğumuz, hangi dili konuşup hangi coğrafyada yaşadığımız yer almıyor.
 
İnsan her ne kadar anne babasını bile seçemiyorsa da ebeveyni hak dairesinin dışında bile olsa ebeveyn için yaratıcının takdir ettiği hukukunda başımızın üzerinde yeri var. Onları sever ve sayarız. Gerekirse inancını yaşayacağı mabede kadarda sırtımızda taşırız. Bu milletimiz içinde geçerlidir; yaşadığımız toprak üzerindeki insanlar içinde.
 
Anlatmak istediğimiz temel vurguyu peygamberimiz veda hutbesinde ne güzel özetlemiş:‘‘Ey insanlar!  Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında  en kıymetli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır…’’
 
Bugünlerde ülkemizde yaşadığımız gelişmeler bu temel düsturları bir kere daha hatırlamamızı gerektiriyor. İnsanlarımızı sokaklara döküp birbirini taşlatanlar henüz üzerinden 100 yıl bile geçmeden Balkanlarda oynadıkları oyunun bir benzerini farklı bir senaryo ve aktörlerle yeniden sergiliyorlar. Balkanları yuttukları gibi ülkemizin bir bölgesini daha yutmaya çalışıyorlar. Bizi birbirimize kenetleyen düsturları unutturup etnik kökenlerimizi ayrıştırıcı bir unsur olarak dayatıyorlar.
 
Evet, bu oyunu bozmalıyız. Ama bunun için ortak paydamızın dışında Allahın helal kıldığı hiçbir şeyi bir diğerimize haram kılma hakkını da kendimizde görmemeliyiz. Mesela yaratıcı hiç kimse için herhangi bir dilin konuşulmasını yasaklayan bir hüküm getirmemiştir. O halde bizde getirmemeliyiz. Bu sadece dil için böyle olmamalı. Batıdakinin doğudakinden, kuzeydekinin güneydekinden hiçbir farkının olmadığı ve herkesin insan hak ve hürriyetinin tam olarak anayasa ile güvence altına alındığı bir yapıyı elbirliği ile oluşturmalıyız. Bunun oluşmasında aracılara ve araya giren fitnecilere ihtiyacımız yok. Bu sebeple herkesin kimin peşine düştüğünü gözden geçirmesinde fayda var. Eğri cetvelle doğru çizgi çizilmez. Temel ölçü hak dairesi ve tevhit inancı. Bizi birbirimize kenetleyecek en önemli unsur bu.
 
Değilse yavaş yavaş kabirlerin başına gidip ölülerin bile milliyetinin sayılacağı günlere doğru sürükleniyoruz.
 
Son olarak meramımızı bir de İstiklal şairi M.Akif Ersoy’un diliyle söyleyelim:
 

Arnavutluk ne demek, var mı şeriatta yeri
Küfr olur başka değil, kavmini sürmek ileri
Arab’ın Türk’e, Laz’ın Çerkez’e yahut Kürd’e
Acem’in Çinli’ye, rüçhanı mı varmış nerde?
İslamiyet’te anasır mı olur ne gezer
Fikr-i milliyeti tel’in ediyor Peygamber
En büyük düşmanıdır ruh-i Nebi tefrikanın
Adı batsın onu İslam’a sokan kaltabanın.

Bu yazı toplam 1332 defa okunmuştur
YORUMLAR (2) adet
    Serdar Akca
    Mehmet yılmaz Kardeşim'e
    Sevgili kardeşim yorumunuzu üzülerek okudum. Bakan danışmanlığı bir koltuk değildir. Bakanlık bir koltuktur. Oraya seçilerek gitmezsiniz. Atanarak gidersiniz. Atanmamızda o koltukta oturan bakan belirleyicidir. Orada görev yaparken başta yortan beldesi olmak üzere ki muhtarlarımız bunu çok iyi bilecektir seçilmiş iktidar mensubu bir siyasinin bile yapamayacağı birçok talebi takip etmeye ve sonuçlandırmaya gayret etmişizdir. Gelen herkesi tanıyalım tanımayalım dinlemiş yapabileceklerimizle ilgili gayret etmiş bizi aşan mevzularda gerekçesini de izah ederek kusura bakmayın bu demişizdir. Sizi tanıdığımı, sizinde beni tanıdığınızı zannetmiyorum. Neden böyle bir kanaate kapıldığınızı da bilmiyorum. Bilmeyerek size bir sıkıntı vermişsem kusura bakmayınız.11 yaşında yeniceden ayrılmış bir kardeşinizim. Tüm müktesebat birikimim ve çevrem Yenice dışında oluşmuştur. Yenice için bu güne kadar yaptıklarım ve halen yapmaya çalıştıklarım bir karşılık beklentisiyle değil bulunduğum yerlerde insanlara hizmetim ve faydam dokunduğu kadar doğduğum ilçeme de faydam dokunsun düşüncesi iledir.Bu amaçla Yenice için halen bir çok projeyi Yenice dışında olmama rağmen yürütmekteyiz.Çünkü insana hizmet ibadettir. Böyle inanıyorum. Bu dün böyleydi, yarında böyle olacaktır. Baki selamlar
    06 Nisan 2010 Salı 18:51

    Mehmet YILMAZ
    keşke
    Ne güzel kaleme almışsın serdar kardeş KEŞKE Bakan danışmanı koltuğunda otururkende bunları söyleyebilseydin insanlara tepeden bakmasaydın..........
    04 Mart 2010 Perşembe 12:54

HAVADAN SUDAN(YENİCE GAZETESİ)
Mustafa AKAY
Atilla KARAARSLAN
BARİZ GERÇEKLER
Mehmet AYDINLI
İSMET CEBECİOĞLU
Halim KAYA
Solmaz AKÇA
Fahri ELİEYİOĞLU
Tüm Yazarlar
    » Piyasalar
$ USD
1.7615
€ Euro
2.3015
IMKB
60.675
Altın
97,157
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008,Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Kopyalanması ve Yayınlanması Yasaktır

Duzenlenmis